WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
Kiz Kardeş
Adam New York’ta luks bir randevu evinin kapisini calar:
Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.
Bir dakika efendim.
Adami iceri alirlar.Bir sure sonra cok guzel bir kadin merdivenlerden iner:
Beni aramissiniz.
Evet. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Tamam ama benim tarifem biraz pahalidir. Geceligi bin dolar.
Parasi onemli degil. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Beraberce yukari cikarlar. Geceyi birlikte gecirirler. Ertesi gun adam yine randevuevine gelir.
Samantha ile gorusmek istiyorum.
Beyefendi baska kizlarimiz da var.
Umurumda degil, Samantha ile gorusecegim.
Samantha gelir :Yine mi sen!
Evet.Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Yalniz fiyatimi hatirliyorsun degil mi? Bin dolar.
Hic onemli degil. Ben geceyi seninle gecirecegim.
Birlikte yukari cikarlar,o geceyi de beraber gecirirler.Ertesi gun,ayni adam, ayni randevuevi:
Merhaba, Samantha ile gorusmek istiyorum.
Samantha asagi iner:
Tanrim, yine mi! Bak, devamli musterilere indirim falan yapmiyorum. Fiyatim ayni, bin dolar.
Onemli degil. Geceyi seninle gecirmek istiyorum.
Yine yukari cikarlar. Islerini bitirdikten sonra:
Benden bu kadar hoslanman cok guzel ama anlayamiyorum. Uc gece ustuste bana bin dolar odedin. Nerelisin sen?
-”Tel Aviv.”
Tel Aviv mi? Benim kizkardesim de Tel Aviv’de yasiyor.
-”Biliyorum, sana getirmem icin bana üçbin dolar verdi..”
Hitler bile akıl danışmıştı
Gerçek adı Vangeliya Pandeva olan Baba Vanga, 31 Ocak 1911′de bugün Makedonya topraklarında bulunan Strumitza köyünde dünyaya geldi.
16 yaşındayken bir fırtına sırasında yıldırım çarpması sonucu görme yeteneğini kaybeden Baba Vanga, bu tarihten sonra Orta Çağın ünlü kahini Nostradamus gibi, sonradan gerçek olan kehanetlerde bulunarak, uluslararası üne kavuştu.
Hayattayken kehanetleri Bulgar hükümeti tarafından kaleme alınarak saklanan Baba Vanga’nın söylediklerinin büyük bülümü doğru çıktı.
Baba Vanga, Bulgaristan’da 1989 yılında devrilen eski komünist diktatör Todor Jivkov dahil çok sayıda devlet adamını kehanetleri ile etkiledi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi lideri Adolf Hitler tarafından bizzat ziyaret edilen, Rus gizli servisi KGB’nin bile tavsiyeler aldığı Baba Vanga, 1996 yılında 84 yaşında hayata veda etti.
Neleri bildi?
Baba Vanga’nın kayıtlara geçen, gerçekleşmiş kehanetlerinden bazıları şöyle:
“İki çelik kuş kulelere çarpacak, gökyüzü aydınlanacak” (11 Eylül saldırıları)
“Kursk su altında kalacak, bütün dünya arkasından ağlayacak” (2000 yılında 118 Rus askerine mezar olan denizaltının adı)
“Vladimir’in (Putin) zaferi dünyada her şeyi etkileyecek”
“İklimler değişecek” (küresel ısınma)
“Amerika’nın 44′üncü başkanı siyah olacak. Siyahi liderin gelmesinden kısa süre sonra ülke büyük bir ekonomik krize girecek, dünyaya barış değil, felaket getirecek”
Gelecekte neler olacak?
Baba Vanga’nın ölümünden önce kayıtlara geçirilen kehanetlerine göre gelecekte insanoğlunu zor günler bekliyor.
Kanserin dalga dalga yayılmasından komünizmin dönüşüne kadar birçok konuda öngörüde bulunan Baba Vanga, 2012′de kıyametin kopmasından korkanlara da iyi haberler veriyor.
Çünkü Baba Vanga’ya göre, dünyanın sonu 3797 yılında gelecek.
Baba Vanga’nın gelecek ile ilgili kayıtlara geçmiş bazı kehanetleri ise şöyle:
“2011 Radyoaktif dalgaların yoğunlaşması nedeniyle hayvan ve bitkiler yok olma noktasına gelecek. Müslüman ülkeler kimyasal silahlar kullanacak”
“2014 İnsanlığın yarısı kanserle boğuşacak”
“2016 Avrupa’nın nüfusu azalacak”
“2018 Dünyanın yeni hakimi Çin olacak”
“2043 Müslüman bir devlet Avrupa’ya hükmedecek”
“2046 Hastalıklı her organın yerine yenisi yapılacak”
“2076 Bütün dünyada sınıfsız bir komünizm sistemi yerleşecek”
“2088 Bütün hastalıklar birkaç saniyede tedavi edilecek”
“2097 Kimse yaşlanmayacak”
“2167 Yeni bir din gelecek”
“2304 Ay’ın tüm sırları çözülecek”
“3797 Dünyanın sonu gelecek. İnsanoğlu başka bir gezegene göçecek ve yeni bir hayat başlayacak”
Eleyen : ferhat
Aska Dair
Aşk bir muamma gibidir çözebilene aşk olsun
Aşk bulutunun üstünde gezebilene aşk olsun
Aşk gönülün hitabıdır divanenin hesabıdır
Aşk şiirin kitabıdır yazabilene aşk olsun
Aşk incelik aşk azamet aşk özveri aşk nezaket
Aşk imandır aşk ibadet hazzı bilene aşk olsun
Aşk ilahların sathıdır aşk benliğin ruhsatıdır
Aşk kayalardan katıdır ezebilene aşk olsun
Aşk Ali’ye Kamber gibi aşk mis gibi amber gibi
Aşk sihirli çember gibi bozabilene aşk olsun
Aşk deli aşk akil eder aşk uzağı yakın eder
Aşk ateştir aşk kül eder tozabilene aşk olsun
Aşk irfan alimin huyu aşk Kevser Zemzemin suyu
Aşk bir sonsuz derin kuyu kazabilene aşk olsun
Aşk ilimdir aşk keramet aşk asalet aşk nedamet
Aşk güvendir aşk saadet erebilene aşk olsun
Aşk mekanı arı yerdir ziyareti gönüllerdir
Aşk benlikten ileridir özge bilene aşk olsun
Aşk uğraştır aşk emektir aşk sevmektir sevilmektir
Aşk demek Şahin demektir sezebilene aşk olsun
DONDURMACIYIM
DONDURMACIYIM
Birgün Temel ve arkadaşları bir adada mahsur kalırlar.Temel ve arkadaşları kurtarılmayı beklerlerken adanın yanından çıplak ve güzel kızların olduğu bir gemi geçmektedir.
Temel ve arkadaşlarının yanına gelen bu gemi de ki temel ve arkdaslarını bir sartla kurtaracaklarını solerler.sart ise temel ve arkadaslarının mesleklerinin aletleri ile onların cinsel organlarını keseceklerdir.ilk önce birisi gelip ben kasapım der ve c.organını satırla keserler.sonra birisi gelip ben fırıncıyım der ve onun c.organını ekmek bıcağıyla keserler.sıra temele gelince ben dondurmacıyım yalayın hadi bitir bitire bilirsen. Gonderen : ferhat
BABANIN MALI
bır gün temel ve karısı fadime uçakla yolculuk yapıyormuş uçak birden sallanınca fadime yan koltukta ki temeli dürtmüş -ula temel uçak düşi demiş.Temel – düşerse düşsün babanın malimi dur demiş Gonderen : ferhat
ACIM
Dursun bir kıza aşık olmuş.
Aşkındandan şiir yazmış. Şiiri:
Sabahları yemek yiyemiyorum. Çünkü seni düşünüyorum
Öğlenleri yemek yiyemiyorum. Çünkü seni düşünüyorum
Akşamları yemek yiyemiyorum Çünkü seni
düşünüyorum
Geceleri uyuyamıyorum.
Çünkü ACIM . Gonderen : ferhat
Temel Ve Dursun
BARMEN
temel bir otele yerleşmiş.ilk gece bara inmiş ve 3 tane içki istemiş.her gece 3 tane içki istiyorumuş.sonunda barmen merak edip neden her gece 3 tane istediğini sormuş.temelde:
”biz 3 kardeş iduk ve üçümüzde farklı ülkelere dağıldik.birbirimizin yerinede içeriz.”demiş.
temel ondan sonraki gece barmenden 2 tane içki istemiş.barmen:
”başınız sagolsun. 2 tane istediğinize göre kardeşlerinizden biri öldü.”demiş.
temel ise:
”yok!sadece ben içkiyi bıraktım!” Gönderen: ferhat
CENAZE
Birgün temel,ingilizve fransız bır otel odasında kalmıslar fakat bu otele daha önce gelmıs olan fransız temele karıncalı odayı vermiş.ertesi gün fransız dalga gecmek ıcın
-nasıl karıncalarla iyi uyudun mu
demiş bunun ustune temel
-evet odaya geldıgım de karınca vardı ama ben nasıl kurtulacağımı buldum içlerinden birini öldürdüm hepsi onun cenazesine gittiler demiş..
Gönderen: ferhat
FADIME TEYZE
temel ile dursunun köylerinde bulunan 70 yaşındaki fadime teyze bir gün temel bir oyun oynamaya karar verirler temel fadime teyzeye şu minarenin tepesine bir toplu igne dikecez görürsen seni evlendirecegini söyler fadime teyze bakmaya başlar 123 dakika sonra temel dayanamaz sorar gördünmü fadime teyze igneyi kadın ula igneyü gördumda minare neredadur onu bulmiyorum
Gönderen: ferhat
Bebek
Fıstık gibi bir sarışın kucağında bir bebek ile eczaneye girip;
“-Bebeği tartmak istiyorum.” deyince eczacı;
“-Efendim bebek tartımız bozuk. Onun için anneler bebeklerini kucaklarına alıp büyük tartısına çıkıyorlar. Sonra ben bebeği kucağıma alıp anneyi bir daha tartıyorum. Aradaki farktan da bebeğin ağırlığını buluyoruz.” demiş.
Kadın ;
“-Hay aksi şeytan !” deyip kapıya doğru yürüyünce eczacı;
“-Ne oldu efendim?” diye sormuş,
Sarışın;
“-Ben bu bebeğin annesi değilim ki, teyzesiyim.Gidip bebeğin annesini getireyim bari…” Gonderen : ferhat
Dört Kisilik Egitim Ucagi
Dört kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş…… Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmış. Gonderen : ferhat
ANNESINDEN TEMEL’E MEKTUP
“Sevgili oğlum Temel… Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum…
Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, “İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini” okumuş; o yüzden taşındık…
Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler…
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü…
Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan ‘o koca düğmelerle paket çok ağır olur’ deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin…
Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum… Sevgiler… Annen”
Gönderen : ferhat
KADIN MEMNUNIYETI
Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -”Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?” -”Boşuna oynamayalım, biz kazanırız”, demiş şeytan. -”Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde…” Şeytan şeytanca gülümsemiş: -”Ama bütün hakemler de bizde…”
Kadınları Memnun Etmek Mümkün Değil
Tatile çıkmış bir grup kız arkadaş, beş yıldızlı bir Otelin önünden geçerken bir An duraklarlar. Otelin kapısında; “Yalnızca bayanlar için…” yazan bir Afiş asilidir.Yanlarında eşleri ya da erkek arkadaşları olmadığı için, bu otelde konaklamaya karar verirler.
Resepsiyondaki akıllara ziyan derecede yakışıklı genç, bayanlara otelin “usulleri” üzerine küçük bir brifing verir: “Otelimiz beş katlıdır. Teker teker katları çıkın.Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne olduğunu açıklayan küçük tabelalar size yardımcı olacaktır.Yalnız dikkat edin, bir kez üst kata çıktınız mi, bir daha bir alt kata inemezsiniz.
Mükemmel adamın peşinde bizimkilerin içini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginç bir tatil olacağa benziyordur.Hemen merdivenlere davranırlar.
Birinci kattaki tabelada; “Bu kattaki erkeklerin hepsi kısa boylu ve vasat tiplidir,” yazmaktadır.Hep birlikte burun kıvırıp, ikinci kata doğru hareket ederler. Buradaki tabelada çok parlak şeyler vaade etmez: “Bu kattaki erkeklerin hepsi kısa boylu ve yakışıklıdır.”kadınlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Üçüncü kata geldiklerinde gözlerine üzerinde; “Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat görünümlüdür,” yazan tabela çarpar… “Doğal olarak”dördüncü katta şanslarını dememeye karar verirler.
Nihayet karşılarına; “Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakışıklıdır, ” yazan ilan çıkar. Fakat yine de o galeyan içinde, hala yukarıda bir kat daha kalmış olduğunu hatırlarlar…
Kısa ama yoğun bir istişare sonucu, son katta şanslarını denemeye karar verirler. Öyle ya, sonuçta her çıktıkları kat, bir öncekinden daha iyi bir “çeşit” vaad etmektedir.Heyecanla besinci ve sonuncu kata tırmanırlar. “Zirve”deki tabelada yazanları dehşet içinde okurlar:
“Burada erkek falan yok.Bu kat,yalnızca kadınları memnun etmenin bir yolu olmadığını kanıtlamak amacıyla inşa edilmiştir…”
Ekleyen : ferhat
Sıfırdan
Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal’in duracağı yok, 95.yi yaparken “yok efendim bu 94.” diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, “Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz” dese de kadın dinlemiyor, “hayır bu daha 94.” diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: – “Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz.”
DENIZ KIZI
Üç denizci bir denizkızını kurtarır. Deniz kızı bunlara der ki “Biz efsane değiliz , işte görüyorsunuz ama sihirli yaratıklarız. Siz hayatımı kurtardınız.Bende sizin birer dileğinizi gerçekleştireceğim. Dileyin benden ne dilerseniz?
Birinci denizci dilemiş: “Zekamı 2 katına çıkar!
“Hay hay demiş deniz kızı. Denizci bir anda japon malı sonar aletinin gerçekte nasıl çalıştığını anlamış, sadece resimlerine bakarak monte etmeye başlamış.
İkinci denizci atılmış: “Benim zekamı 3 katına çıkar!
“Olur” demiş deniz kızı. O da bir anda gökyüzüne bakarak dünyanın eğiminde aslında bir sapma olduguna dair formülü tersten ve latince kaleme almaya başlamış.
Üçüncü denizci bağırmış: “Benim zekamı 10 katına çıkar!
“Yapamam ” demiş deniz kızı.
“Yaparsın ” demiş, denizci.
“Hayır ne istedigini bilmiyorsun. Ne söylediğini de bilmiyorsun. Her sey değişecek ama her şey. Dünyayı bambaşka bir gözle göreceksin. Eski yaşamınla hiçbir şekilde uzlaşmayacak bir boyuta geçeceksin. Bundan pişman olabilirsin. Dilersen sana 1 milyon dolar vereyim, bundan vazgeç” demiş deniz kızı
“Baska hiçbir isteğim yok, zekamı 10 misli arttır! demiş, denizci.
“Peki “demiş deniz kızı ve üçüncü denizci BIR KADINA dönüşmüş…..
Kayinvalide
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: – Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?” diye. – “Kayinvalidem içeride!” demiş adam; “arada bir girip çeviriyorum!”. ekleyen : ferhat
GÜNÜN FIKRASI
ALİ BABASINA SORMUŞ: – BABA BEN NASIL DÜNYAYA GELDİM? -GECE ANNENLE YATMAYA GİTTİĞİMİZDE YATAĞIN ÇEVRESİNE ŞEKER KOYDUK.SABAH KALKTIĞIMIZDA SEN GELMİŞTİN.BU FİKİR ALİ’NİN İLGİSİNİ ÇEKMİŞ VE DENEMEYE KARAR VERMİŞ.YATARKEN YATAĞININ ÇEVRESİNE ŞEKER KOYMUŞ.SABAH BÜTÜN KARINCA, BÖCEKLER, VS. YATAĞIN ÇEVRESİNDEYMİŞ. ALİ: – ULAN DEMİŞ, ŞİMDİ SİZE ELİMİN TERSİYLE BİR KORUM.AMA BABA YÜREĞİ…. ekleyen: ferhat
Kayıp Nöbetçi
Erzincan da acemi bir asker ilk nöbetine gider. Nöbetçi onbaşı nöbet yerini gösterir “şu iki ışığın arasında nöbet tutacaksın” 2 saat sonra nöbetçi onbaşı gelir nöbetçiyi bulamaz. Ararlar bulamazlar 1 hafta sonra firarını verecekken İzmir den telefon gelir “Miğferli, Hücum yelekli ve silahlı bir askeriniz burada” Işıkların birisi bir kamyonun kedigözü imiş.
Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
-Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler. Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili’ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki
-Ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış.
-Padişahım, senin bir küheylan vardı ya…
-Evet…
-Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım. Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor.
-Yahu sen şuna öldü desene!
-Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver
Ekleyen: ferhat